20 Ocak 2010 Çarşamba

sirk cambazları

Bave Circus from DuDuF on Vimeo.

5 Ocak 2010 Salı

asabi haller




insanlar neden katil oluyorlar anlıyorum sanırım, birden oluyor her şey. bir anda yıkılabiliyor.


çok fena sinirliyim blog. geçmiyor bu sinir hali. başım ağrıyor sinirden. her şeyi kırasım, kırılmış parçaları ezesim unufak edesim sonra da süpürgeyle süpüresim var.


ben tam yeni bir şeye adım atmaya çalışırken, hatta bunu sadece iyi geleceğini bildiğim için yapmaya çalışırken ve hatta her şey son derece yolunda giderken, içimde kelebekler uçuşurken bazı bazı bir yerden bir bok sıçramalı değil mi illa ki? sıçramasa şaşırmalıyız belki de.


ufaktan bir açıklama da yapayım da tarihe not düşmüş olayım. eski erkek arkadaşla görüşmeyi sürdürmeyeceksin hacım. ne kadar sevsen de hayatında ne kadar önemli bir yeri de olsa görüşmeyeceksin. ünsüz ama değer verilen bir büyüğümüzün dediği gibi "ne gerek var?"

gerçekten hiçbir gereği olmadığını bir kez daha anladım ben. her ne sebeple konuşuyor olursan ol bir tarafın içerisinde sevgi ya da kızgınlık ya da kırgınlık vs. herhangi bir hissiyat varsa boka sarıyor olay.


adamın sevgilisi var. hala bıdır bıdır beni sevdiğini söylüyor. hatta ileri gidip "istiyorsan ayrılayım" diyor. bana inat mı sevgili oldun o kadınla ya da bu kadar mı basiretsizsin de benim lafımla ilişki sonlandırabiliyorsun bre bok. ayrılalı bilmemkaç ay olmuş hala neyin tartışmasındayız biz? neyin lafını sokabiliyosun sen bana?


daha fazla yazmayacağım, yazdıkça sinirim tepeme çıkıyor.


ps: bi siktir git artık!

27 Aralık 2009 Pazar

sümüklüböcek açılımı


Sevgili blog,


Seni ne kadar boşladığımızın farkındayım ben. Diğer iki sümüklü farkında mı bilemeyeceğim. Zira gerek bitmek üzere olan yıl olsun gerek yeni gelen yıl olsun çeşitli bahanelerim var benim. Birincisi işler çok yoğun, ikincisi kafam da çok yoğun. Bi takın yıl sonu hesaplaşmasına girdim kendimle. Bir kaç sonucu yazayım istersen. Ki böylece yalan söylediğim düşünülmesin.


1. Ayrıldığım sevgilimle geçtiğimiz yılbaşında aramıza net sınırlar çizseydim, şimdi onun yaptığı gibi ben de hayatıma hiç olmamış gibi devam edebilirdim mesela


2. İşlerle ilgili aldığım kararları geçen yılbaşında uygulamaya başlasaydım mesela şimdiye çook zengin olabilirdim belki (tamam bu abartı oldu)


3. Kişisel bloguma haftada en az 3 yazı yazma sözümü tutmuş olsaydım şimdiye kadar 150'yi aşkın yazı olurdu blogumda, belki birileri de okurdu.


4. Haftada 1 kitap okuma kararımı uygulamış olsaydım geçen yıldan beri şimdiye en az 50 kitap okumuştum. Belki sayı buna yakındır ama yeterli değil.


5. Spora başlama kararını uygulamış olsaydım şimdiye sportmen billy olmuş. atletizm müsabakalarında takılıyo olabilirdim.


6. Düzenli beslenme kararımı uygulamış olsaydım mesela şimdiye fit olduğum kadar sağlıklı cillop bi hatun olabilirdim.


neyse baya bi hesaplaştım kendimle ama diğer sonuçlar yazamayacağım herhangi bir şekilde kayıt altına alınmalarını istemiyorum.


neyse geçen seneki patlak kararlardan sonra bu sene karar almama kararı aldım. hayatımı düzene koyma konusunda son bir iki aydır bayağı bir yol kat ettim. böylece devam edeyim yeter.


yeni yıldan önce yeniden yazasım var ama, yazamazsam,


okuyan bir kaç kişiye enerjik ve keyifli bir yıl diliyorum...


ps: bu arada blogumuzun diğer paydaşlarını kınkın kınıyorum.


ps 2: fotografı görünce aklımagelen yılbaşı dileği: böyle ruh ikizi sümüklümü bulsam da uçursa beni keşke:D



*fotograf buradan alınmıştır.

1 Aralık 2009 Salı

gayfobi (homofobi değil, hayır!)

uzuuun süren ve hatta ayrılık sürecini de sapkın bi şekilde uzun bir zaman yaydığım ilişkimin ardından, ruhen bir yakınlaşma hissettiğim ilk adamın basiretsizliğiyle (evet, kibar olmaya çalışıyorum) başladı bu fobi bende.

aslında her şey çok güzel başlamıştı. uzun zamandan sonra ilk kez içim pırpır ediyor, görüşmediğimiz zamanlarda özlüyor ve hatta gün arasında kendimi salak bir sırıtışla onu düşünürken yakalıyordum. neyse "o" gün geldiğinde hiçbir terslik olacağını düşünmemiştim. (fazla detaya dalıp cinsellikle popülerleşmeye çalışan blog izlenimi vermek istemiyorum, önce popülerleşelim sonra gerekirse daha derine inerim:)) ama gel gör ki ilerleyen aşamalarda bazı şeyler yolunda gitmemeye başladı, hizaya sokmaya çabaları ise sonuçsuz kaldı. ben daha önce böyle bi durumda kalmadıüım için bi anda depresyona girdim "istemiyor bu adam beni" diyerekten. ama bir süre düşününce "ulan aktiviteyi herif başlattı var bunda bi bokluk" diye düşünmeye başladım. ve kendi içimde sevişmenin orta yerinde arkadaşın gay olduğuna karar verdim. (bu arada gayleri severim, homofobikliğim sadece lezbiyenlere karşı:P) hatta şöyle bir senaryo bile yazdım: bu adam kesin gay. ama toplum baskısından bunu açığa vuramıyor. "evlenilecek sevgili arıyorum" diye vurgulaması da bu yüzden. alacak beni evlenecek sonra da gelsin ahmetler gitsin mehmetler:) evet iğrenç bi insanım ama gerçek bu. neyse efendim kendisi bunu heyecana vursa da sonraki günlerde yaşanan denemelerde ilerlema olmasına rağmen tatmin olunmaması sonucunda arkadaşa yol verildi tabiii. bütün bu olayların arkasından yaptığı küstahça yorumlar da "çükü kalkmayan adamın götü de kalmayacak" sözüyle baştan savıldı.

aradan yine uzun bir zaman geçti. ve yine içimi (kısa süreliğine de olsa) pırpır yapan biri çıktı karşıma. yakışıklı mı yakışıklı, askerliğini yapmış, güzel bir işi olan cillop bi arkadaş kendisi. tavırlarda hafif bir kibarlık olması yukarıdaki örnekte bahsettiğim arkadaştan kaynaklanan gay fobimi gün yüzüne çıkardı. "bu kadar cillop bi adam bana bakmaz, kesin var bi bokluk" lafı ağzımda dolanmaya başladı. çocuğun ilgisini hissettikçe iyice kıllanmaya başladım. "kesin var bişi bunda" derken kendi acizliğime verdim bu durumu ve özüme döndüm.

ve evet, bu konudaki son kararım "genelleme yapmayalım, insanları etiketlemeyelim" amaaaa "erkekliğinden emin olmadığımız adamlar için vakit de kaybetmeyelim"

30 Kasım 2009 Pazartesi

bize saadet nasip şimdi...

28 Kasım 2009 Cumartesi

bayram değil seyran değil eniştem beni niye öptü

sümüklüler arasında yaşça en ufak benim, ruhen de, tecrübe olarak da... dün akşam çok enteresan birşey geldi başıma; evlilik teklifi!!! komikti, garipti, şaka sandım önce ama değildi :D

çok uzun süredir tanışmadığımız (1,5 yıl falan oluyordur en fazla), 4-5 kez ancak görüştüğüm müyendis D. kişisi ile sohbet ediyorduk msn'de. ben de bayram günü evde oturmanın verdiği sıkıntı haliyle geyiğe vurmuşum. internette takılıyorum öyle, hatta yakın zamana kadar sefgilim olsa diye ümitlendiğim-lakin olmayacağına karasümüklüböcekle beraber yaptığımız bir buluşma aktivitesiyle vazgeçtiğim- U. kişisiyle tavla oynuyoruz. Geyik şamata, eski aşklar, kurtulunmaya çalışılan bunalımlardan bahsediyoruz her ikisiyle de. :) evet ben sefgili olamayacağımı anladığım adamlara hemen eski sefgililerimi anlatıyorum, şöyle hayalkırıklığı, böyle can acısı, istemiyorum ilişki falan böyle artık gibi cümlelerle soğutmaya çalışıyorum kendilerini. Haklısınız iğrenç biriyim. :)
neyse, D. kişisine bir yandan da nasıl içip sıçtığımı anlatırken, yurtdışına çıkma planlarımı, maddi olanaksızlıkları anlatırken, birden "ne kadarlığına gideceksin, ben sana yardım ederim" dedi, ben de kibarca reddettim kendisini.

Yurtdışı mevzusu benim için en büyük tabulardan biridir. Sınır desem daha doğru olur, kanatlanıp uçmak, kendi başıma birşeyler yapabileceğimi ispatlamak bir nevi... kendime ve "başkalarına"... buralar derin mevzular girmeyelim şimdi. :D
"Sana da iyilik yaramıyo, sana kötülük lazım, dayak istiyorsun" dedi. (Bir nevi haklı aslında...) neyse, tam da eski kız arkadaşının terki diyar eylemesinden sonra 7 ay boyunca neler yaşadığını anlatmıştı, artık aşk maşk yalan ben görücü usülü bile evlenebilirim muhabbeti yapmıştı ki, "sana bi kötülük yapayım o zaman, benimle evlenir misin?" deyiverdi. Şaka sandım, geyik sandım tabii ki... "herkes kendi hayatını yaşayacaksa neden olmasın" diye gayrı-ciddi bir cevap verdim, fakat muhabbetin devamında anladım ki adam şaka yapmıyo... :o
açık açık anlattım abiye durumu, kendisi bana göre daha mutaassıpp bi insan olunca yediğim bokları da anlatıverince ben, biraz tırstı sanırım... ama sonra kendisinin bir defa biriyle olduğunu çok da saf-temiz(!!!) bi insan olduğunu söylemeye çalışınca olayın ciddiyeti tupturuncu bir şekilde gözlerimin önüne gelmiş oldu.

çok pis gururum okşandı, vay be dedim... götüm kalktı evet! :) iknaya çalışması hele ki beni benden aldı. Keşke dedim, keşke kafamdaki "sevilesi" adam figürüne biraz daha yakın olsaydı. ya da ben onunla yetinebilecek kadar edepli olsaydım... bayramdan sonra düğünü yapar göbecikler atardık hep beraber...

hala şaşkınım desem şaşırmayın e mi!!!

25 Kasım 2009 Çarşamba

ben ben ben ben


garip bir buluşma olayının içinde buldum bugün kendimi. bir arkadaşım buna x diyelim (-ki kısmen yeni bir arkadaş) ve yeni bir arkadaşımla bu da y olsun (ki buna da kısmen arkadaş diyebiliriz, zira farklı beklentiler olabilir -di- belki) buluştum. Biraz iş, biraz geyik konseptli bu buluşmada y ile x'i tanıştırmaktı amaç ortak yapılabilecek bir proje için. daha önce de söylediğim gibi y kişisi hayatıma çok yeni dahil oldu. açıkçası huyunu suyunu da pek bilmem, muhabbetin flörtöz bir biçimde gelişmesinden dolayı ilgim taze kendisine karşı. x kişisi ise iş sebebiyle tanıştığım, fikirlerine çok değer verdiğim, birçok ortak nokta bulduğum, muhabbetinden keyif aldığım bir adam.

Neyse efendim. Geleyim mevzuya. buluşmanın ilk onbeş dakikasından sonra y kişisi muhabbeti hep bir şekilde kendisine getirip "ben de böyleyim, ben de şöyleyim, benim işim de bu" vs. tipi konuşmalara başladı. bilen bilir en uyuz olduğum sohbet tarzıdır bu, öyle ki bu tarz bi insana genelde cevap vermem olay sohbetten çıkar karşı tarafın monologu haline dönüşür. ben hemen sustum. ve x'in halini tavrını izlemeye koyuldum. durumdan çok hoşnut olmadığı her halinden belliydi ve bana her bakışında "neden?" sorusunu görüyordum acıklı gözlerinde. bir şekilde bir şeyler yapmalıyım diyerek birdenbire aldım sazı elime ve ikimizi de kurtardım bu eziyetten:) y bu duruma çok şaşırdı tabi. bi süre odak olmamak onu üzdü, ama atlatması zor olmadı. neyse bi şekilde dağıldı grup. ben y ile bir toplu taşıma aracına bindim. x evine gitti. yolda x kişisinden bir mesaj aldım "kendini ispat etmeye çalıştı evet, ben de farkettim ama ona ikinci bir şans daha vermelisin" yazan.

şimdi düşünüyorum vermeli mi, vermemeli mi? (şans canım şans - içiniz fesat resmen:))

şimdi gideyim de uyuyayım ben:)

saygılarrr...