30 Kasım 2009 Pazartesi
28 Kasım 2009 Cumartesi
bayram değil seyran değil eniştem beni niye öptü
sümüklüler arasında yaşça en ufak benim, ruhen de, tecrübe olarak da... dün akşam çok enteresan birşey geldi başıma; evlilik teklifi!!! komikti, garipti, şaka sandım önce ama değildi :D
çok uzun süredir tanışmadığımız (1,5 yıl falan oluyordur en fazla), 4-5 kez ancak görüştüğüm müyendis D. kişisi ile sohbet ediyorduk msn'de. ben de bayram günü evde oturmanın verdiği sıkıntı haliyle geyiğe vurmuşum. internette takılıyorum öyle, hatta yakın zamana kadar sefgilim olsa diye ümitlendiğim-lakin olmayacağına karasümüklüböcekle beraber yaptığımız bir buluşma aktivitesiyle vazgeçtiğim- U. kişisiyle tavla oynuyoruz. Geyik şamata, eski aşklar, kurtulunmaya çalışılan bunalımlardan bahsediyoruz her ikisiyle de. :) evet ben sefgili olamayacağımı anladığım adamlara hemen eski sefgililerimi anlatıyorum, şöyle hayalkırıklığı, böyle can acısı, istemiyorum ilişki falan böyle artık gibi cümlelerle soğutmaya çalışıyorum kendilerini. Haklısınız iğrenç biriyim. :)
neyse, D. kişisine bir yandan da nasıl içip sıçtığımı anlatırken, yurtdışına çıkma planlarımı, maddi olanaksızlıkları anlatırken, birden "ne kadarlığına gideceksin, ben sana yardım ederim" dedi, ben de kibarca reddettim kendisini.
açık açık anlattım abiye durumu, kendisi bana göre daha mutaassıpp bi insan olunca yediğim bokları da anlatıverince ben, biraz tırstı sanırım... ama sonra kendisinin bir defa biriyle olduğunu çok da saf-temiz(!!!) bi insan olduğunu söylemeye çalışınca olayın ciddiyeti tupturuncu bir şekilde gözlerimin önüne gelmiş oldu.
çok pis gururum okşandı, vay be dedim... götüm kalktı evet! :) iknaya çalışması hele ki beni benden aldı. Keşke dedim, keşke kafamdaki "sevilesi" adam figürüne biraz daha yakın olsaydı. ya da ben onunla yetinebilecek kadar edepli olsaydım... bayramdan sonra düğünü yapar göbecikler atardık hep beraber...
hala şaşkınım desem şaşırmayın e mi!!!
çok uzun süredir tanışmadığımız (1,5 yıl falan oluyordur en fazla), 4-5 kez ancak görüştüğüm müyendis D. kişisi ile sohbet ediyorduk msn'de. ben de bayram günü evde oturmanın verdiği sıkıntı haliyle geyiğe vurmuşum. internette takılıyorum öyle, hatta yakın zamana kadar sefgilim olsa diye ümitlendiğim-lakin olmayacağına karasümüklüböcekle beraber yaptığımız bir buluşma aktivitesiyle vazgeçtiğim- U. kişisiyle tavla oynuyoruz. Geyik şamata, eski aşklar, kurtulunmaya çalışılan bunalımlardan bahsediyoruz her ikisiyle de. :) evet ben sefgili olamayacağımı anladığım adamlara hemen eski sefgililerimi anlatıyorum, şöyle hayalkırıklığı, böyle can acısı, istemiyorum ilişki falan böyle artık gibi cümlelerle soğutmaya çalışıyorum kendilerini. Haklısınız iğrenç biriyim. :)
neyse, D. kişisine bir yandan da nasıl içip sıçtığımı anlatırken, yurtdışına çıkma planlarımı, maddi olanaksızlıkları anlatırken, birden "ne kadarlığına gideceksin, ben sana yardım ederim" dedi, ben de kibarca reddettim kendisini.
Yurtdışı mevzusu benim için en büyük tabulardan biridir. Sınır desem daha doğru olur, kanatlanıp uçmak, kendi başıma birşeyler yapabileceğimi ispatlamak bir nevi... kendime ve "başkalarına"... buralar derin mevzular girmeyelim şimdi. :D"Sana da iyilik yaramıyo, sana kötülük lazım, dayak istiyorsun" dedi. (Bir nevi haklı aslında...) neyse, tam da eski kız arkadaşının terki diyar eylemesinden sonra 7 ay boyunca neler yaşadığını anlatmıştı, artık aşk maşk yalan ben görücü usülü bile evlenebilirim muhabbeti yapmıştı ki, "sana bi kötülük yapayım o zaman, benimle evlenir misin?" deyiverdi. Şaka sandım, geyik sandım tabii ki... "herkes kendi hayatını yaşayacaksa neden olmasın" diye gayrı-ciddi bir cevap verdim, fakat muhabbetin devamında anladım ki adam şaka yapmıyo... :o
açık açık anlattım abiye durumu, kendisi bana göre daha mutaassıpp bi insan olunca yediğim bokları da anlatıverince ben, biraz tırstı sanırım... ama sonra kendisinin bir defa biriyle olduğunu çok da saf-temiz(!!!) bi insan olduğunu söylemeye çalışınca olayın ciddiyeti tupturuncu bir şekilde gözlerimin önüne gelmiş oldu.
çok pis gururum okşandı, vay be dedim... götüm kalktı evet! :) iknaya çalışması hele ki beni benden aldı. Keşke dedim, keşke kafamdaki "sevilesi" adam figürüne biraz daha yakın olsaydı. ya da ben onunla yetinebilecek kadar edepli olsaydım... bayramdan sonra düğünü yapar göbecikler atardık hep beraber...
hala şaşkınım desem şaşırmayın e mi!!!
25 Kasım 2009 Çarşamba
ben ben ben ben
garip bir buluşma olayının içinde buldum bugün kendimi. bir arkadaşım buna x diyelim (-ki kısmen yeni bir arkadaş) ve yeni bir arkadaşımla bu da y olsun (ki buna da kısmen arkadaş diyebiliriz, zira farklı beklentiler olabilir -di- belki) buluştum. Biraz iş, biraz geyik konseptli bu buluşmada y ile x'i tanıştırmaktı amaç ortak yapılabilecek bir proje için. daha önce de söylediğim gibi y kişisi hayatıma çok yeni dahil oldu. açıkçası huyunu suyunu da pek bilmem, muhabbetin flörtöz bir biçimde gelişmesinden dolayı ilgim taze kendisine karşı. x kişisi ise iş sebebiyle tanıştığım, fikirlerine çok değer verdiğim, birçok ortak nokta bulduğum, muhabbetinden keyif aldığım bir adam.
Neyse efendim. Geleyim mevzuya. buluşmanın ilk onbeş dakikasından sonra y kişisi muhabbeti hep bir şekilde kendisine getirip "ben de böyleyim, ben de şöyleyim, benim işim de bu" vs. tipi konuşmalara başladı. bilen bilir en uyuz olduğum sohbet tarzıdır bu, öyle ki bu tarz bi insana genelde cevap vermem olay sohbetten çıkar karşı tarafın monologu haline dönüşür. ben hemen sustum. ve x'in halini tavrını izlemeye koyuldum. durumdan çok hoşnut olmadığı her halinden belliydi ve bana her bakışında "neden?" sorusunu görüyordum acıklı gözlerinde. bir şekilde bir şeyler yapmalıyım diyerek birdenbire aldım sazı elime ve ikimizi de kurtardım bu eziyetten:) y bu duruma çok şaşırdı tabi. bi süre odak olmamak onu üzdü, ama atlatması zor olmadı. neyse bi şekilde dağıldı grup. ben y ile bir toplu taşıma aracına bindim. x evine gitti. yolda x kişisinden bir mesaj aldım "kendini ispat etmeye çalıştı evet, ben de farkettim ama ona ikinci bir şans daha vermelisin" yazan.
şimdi düşünüyorum vermeli mi, vermemeli mi? (şans canım şans - içiniz fesat resmen:))
şimdi gideyim de uyuyayım ben:)
saygılarrr...
ne alaka
bencil,
erkekler,
ilişki,
karasumuklubocek
24 Kasım 2009 Salı
kadın ol
uzun uzun düşündüm terapi maceralarımı yazsam mı buraya diye ve sonunda "neden olmasın?" dedim kendi kendime:)
önce kısa bir terapi geçmişi yazayım. efendime söyleyeyim, yıllardır bin tane dert atlatıp terapiye gitme ihtiyacı duymamış olan bendeniz kıçıkırık bir ayrılığı atlatmak için bilmemkaç seanstır terapiye gidiyorum. ha bi şikayetim var mı bu durumla ilgili? - yok!
hatta gayet mutluyum durumdan. yıllardır yaşadığım mutluluk takıntımın arkasında maskeli bir depresyon gizliymiş de haberim yokmuş. şu aralar iyiyim çok şükür. maskeyi attım. düz depresyonla da başa çıkma yollarını öğrenir gibi yaptım, düzelme yolunda emin adımlarla ilerliyorum:)
şimdi gelelim bugünkü terapi geyiklerine. Esas olarak terapiye başlama nedenim olan uykusuzluk ve kabus problemleri bu ara tekrar yoğunlaştığından dün gece 4te uyuyabildim. Sabah da uyanamadım haliyle. Kalktığımda randevuma yetişebilmemin mucize olacağı bir saat olmuştu. en gudubet sesimle taksi çağırıp, üstüme sokağa çıkılabilecek bir şeyler geçirip evden çıkmam 10 dk sürdü. bu arada ne elimi yüzümü yıkadım ne aynada yüzümü gördüm. Aynayla olan husumetimi dün yazmıştım zaten. NEyse pek sevgili terapistim beni o halde görünce bi miktar afalladı. Zira son görüşmemizden bu yana birsürü derin mevzu gelişmişti, biraz onlardan bahsettik. Sonra esas konu olan bu sümüklüböceklik mevzusuna geldiğimizde "kadın ol" dedi bana kısa ve öz olarak. Aynaya baktığımda gördüğüm oğlan çocuğunun kaynağının yine ben olduğumu dannn diye vurdu yüzüme sağolsun. Ve belki birçoğunuza biraz komik gelecek bir takım ödevler verdi:)
- haftada en az bir kez fön çektirilecek
- hafif bir makyaj yapılacak sık sık
- kırmızı oje sürülse fena olmaz
- elbise etek giyilse süper olur (en zorlanmayacağım madde bu galiba)
- kadın şarkıları dinlenilecek
- kadın filmleri izlenecek
- kadın hikayeleri okunacak
- arada bir topluklu ayakkabı giyilse fena olmaz.
bunlarla birazcık daha iyi hissedecekmişim. Bakalım yarın bir fönle başlayacağız harekete:D
ne alaka
kadın,
karasumuklubocek,
ödev,
terapi
Girizgah
Aldırma deli gönlüm,giden gitsin sen şarkılar söyle içinden boş ver...Giden gidiyor zaten,kayıtsız bir razı oluş havaları esiyor şimdi.Marazlıyım bu aralar ,teşhisimi koydum çok şükür , tedaviyi reddediyor olmam ağır suç sayılsa da teşhisimi koymam hafifletici sebep sayılmaz mı hakim bey ? Ayrıca daha geçen hafta vekilime yapılacak işler listesi hazırlıyorken bu kadar kısa sürede vekil sahibi olmanın tatlı bir hayal olduğunu kavramam beraatımı sağlamalı hakim beyciğim.
Oysa ki ne güzel olacaktı ,listemi hazırlayıp çıkıp gidecektim tüm haklarımı ,zorunluluklarımı, aşklarımı ,meşklerimi , hazlarımı vekilime devrederek.Uyanmamla bu tatlı hayal arasındaki sürede sanırım hazlarımı hali hazırda kaybettim. Şimdi manasız bir görüyle bakıyorum ,o da önüme kazara gelenlere.Aslında üyesi olduğum sosyal paylaşım sitelerine kayıp ilanı verebilirim ; "Hazlarımı kaybettim, hükümsüzdür.Görenlerin insanlık namına haber vermesi rica olunur.El hazzıyla mutluluk inşa edilmez ,bugün bana yarın sana ,bulup da getirmeyen allahından bulsun "
Hazlarım bir gelsin ,neler neler anlatacağım ; jr. kırmızımsı sümüklünün ergenlik krizlerini,ana kraliçenin eski türk filmleri tadındaki romantizmini , antenli antensiz çevremdeki tüm böcek familyasının haberlerini , eğer çok keyifliysem Françesko'dan bile bahsedebilirim.
Tüm sümüklülere selam eder , gözlerinden öperim.
Oysa ki ne güzel olacaktı ,listemi hazırlayıp çıkıp gidecektim tüm haklarımı ,zorunluluklarımı, aşklarımı ,meşklerimi , hazlarımı vekilime devrederek.Uyanmamla bu tatlı hayal arasındaki sürede sanırım hazlarımı hali hazırda kaybettim. Şimdi manasız bir görüyle bakıyorum ,o da önüme kazara gelenlere.Aslında üyesi olduğum sosyal paylaşım sitelerine kayıp ilanı verebilirim ; "Hazlarımı kaybettim, hükümsüzdür.Görenlerin insanlık namına haber vermesi rica olunur.El hazzıyla mutluluk inşa edilmez ,bugün bana yarın sana ,bulup da getirmeyen allahından bulsun "
Hazlarım bir gelsin ,neler neler anlatacağım ; jr. kırmızımsı sümüklünün ergenlik krizlerini,ana kraliçenin eski türk filmleri tadındaki romantizmini , antenli antensiz çevremdeki tüm böcek familyasının haberlerini , eğer çok keyifliysem Françesko'dan bile bahsedebilirim.
Tüm sümüklülere selam eder , gözlerinden öperim.
23 Kasım 2009 Pazartesi
böcek gibi...
kirliden çamaşır alıp giyiyorum ben bazen, evet bugün de yaptım bunu. en süklüm püklüm eşofman altım kirlideydi, üstelik çok kirli de değildi. aldım giydim. üzerime ağzı burnu kaymış bir tshirt, onun üstünde bordo depresyon hırkam... eveet. sümüklüböcek alanında yazmaya hazırım artık...
bazen böcek olmak iyidir diye düşündüm bugün, hatta böceklerden biriyle konuşurken bugün "mutsuzluğundan güç alıyorsun" dedim. sonra bir an düşününce, asıl ben böcekliğimden güç alıyorum galiba. böceklikten çıkış hali ya da böcekken kafamda sürekli dönen "i will survive" melodisi motive ediyor bazen beni. İyi birşey değil bu farkındayım. Ama zaten dönem dönem geliyor diye kandırıyorum kendimi:)
mesela bu ara böcekliğimin sebebi aynalarla aramdaki husumet. bugünlerde aynaya bakmamaya özen gösteriyorum. baktıkça sinirlerim bozuluyor, geriliyorum. gerildikçe suratımdaki sivilcelere bir yenisi ekleniyor, saçımdaki beyazların bir yenisi gözüme çarpıyor.bir an "çenemde siyah bir tüy mü çıkmış bir de" diye ağlanacakken demin yolduğum kaşlardan birinin oraya yapıştığını farkediyor, derin bir nefes alıyorum. kısacası aynaya baktıkça kendimden tiksiniyorum.
sevgili okuyucu, tabii ki hep böle bunalım, ezik ergen yazıları yazmayacağım. gelgit akıllıyım, bu da böyle bi dönem.
korkmayınız, geçer...
ne alaka
çirkin,
karasumuklubocek,
mutsuz,
sümüklü,
şarkı
kelime kusmuğu
baştan anlaşalım kelime kusmuğu şeklinde bir yazı olacağı için imladır, büyük küçük harftir hiiç takılmııcam, siz de takılmayınız lütfen, rica edicem. kırmayalım birbirimizi daha ilk günden.
kusucam çünkü... içimdeki boşluğu hissettiğim her an midem bulanıyor artık benim. sonra o boşluğun neden olduğu şeyler geliyor aklıma... yine kusuyorum.
çok susuyorum bu aralar, konuşmak gelmiyor içimden. kelimelerden korkar oldum. ya da söylediklerime gelecek cevaplardan korkar oldum.
ağlayamıyorum da... o yumru gelip boğazımda kalıveriyo ya, işte o zaman o boşluk daha da bi kocamanlaşıyo sanki.
ne oldu ki diyorsunuz şimdi...
herkesin başına gelen şey geldi benim de başıma- terk edildim, aldatıldım, kocaman kocaman hayal kırıklığı yaşadı benim şu küçücük vücudum.
Çok çok fazlasını yaşattığı için bana, gidişi de bir o kadar ani olunca, o boşluk kocaman kaldı. kapanıyo yavaş yavaş, ama canımı yakıyor o'nu her hissettiğim anda. Ben sadece bir sevgiliyi kaybetmedim ki, ben kavgamı kaybettim, mücadelemi kaybettim, inançlarımı kaybettim. Olmayacağını bilsem de, kurduğum hayallerimi kaybettim. Hayal kuramıyor bir hale gelmek, "büyümeyeceğim ki ben hiç" diyen biri için fazla can yakıcı olabiliyor.
Kaybettiklerimi kimse geri getiremez şu saatten sonra, kabuk bağlamasını beklemekten başka çarem de yok biliyorum. Soğukkanlı kalmaya çalışıyorum sadece, tek yapabildiğim ve yapmam gereken de bu.
ağız dolusu küfür etmek istiyorsun, ama etmiyorum. çünkü işe yaramıyor. aciz bir şekilde sabah köşeyi dönünce karşıma çıkacakmış gibi hissetmekten nefret ediyorum.
söyleyeceğim çok şey var, silip silip yazdım-nasılsa yine bir ara gelir bana kelime kusmuğu.
sakın acımayın yada üzülmeyin sevdiceklerim, kafanızı kırarım...
kusucam çünkü... içimdeki boşluğu hissettiğim her an midem bulanıyor artık benim. sonra o boşluğun neden olduğu şeyler geliyor aklıma... yine kusuyorum.
çok susuyorum bu aralar, konuşmak gelmiyor içimden. kelimelerden korkar oldum. ya da söylediklerime gelecek cevaplardan korkar oldum.
ağlayamıyorum da... o yumru gelip boğazımda kalıveriyo ya, işte o zaman o boşluk daha da bi kocamanlaşıyo sanki.
ne oldu ki diyorsunuz şimdi...
herkesin başına gelen şey geldi benim de başıma- terk edildim, aldatıldım, kocaman kocaman hayal kırıklığı yaşadı benim şu küçücük vücudum.
Çok çok fazlasını yaşattığı için bana, gidişi de bir o kadar ani olunca, o boşluk kocaman kaldı. kapanıyo yavaş yavaş, ama canımı yakıyor o'nu her hissettiğim anda. Ben sadece bir sevgiliyi kaybetmedim ki, ben kavgamı kaybettim, mücadelemi kaybettim, inançlarımı kaybettim. Olmayacağını bilsem de, kurduğum hayallerimi kaybettim. Hayal kuramıyor bir hale gelmek, "büyümeyeceğim ki ben hiç" diyen biri için fazla can yakıcı olabiliyor.
Kaybettiklerimi kimse geri getiremez şu saatten sonra, kabuk bağlamasını beklemekten başka çarem de yok biliyorum. Soğukkanlı kalmaya çalışıyorum sadece, tek yapabildiğim ve yapmam gereken de bu.
ağız dolusu küfür etmek istiyorsun, ama etmiyorum. çünkü işe yaramıyor. aciz bir şekilde sabah köşeyi dönünce karşıma çıkacakmış gibi hissetmekten nefret ediyorum.
söyleyeceğim çok şey var, silip silip yazdım-nasılsa yine bir ara gelir bana kelime kusmuğu.
sakın acımayın yada üzülmeyin sevdiceklerim, kafanızı kırarım...
8 Kasım 2009 Pazar
kimiz ki biz
Tam da yukarıda yazdığı gibi 'her şey bir sümüklüböcekle başladı..." Bizim hayatımız da aslında o bahsedilen toz bulutunun içinden çıktı evet! Ama yollarımızı kesiştiren, o ıslak ıslak bıraktığımız izleri birbirine karıştıran şey aslında bir sümüklüböcek. Mırıldanacağız, konuşacağız, ağlayacağız, içeceğiz, sevişeceğiz, gezeceğiz, söyleyeceğiz, söyleneceğiz, paylaşacağız, hissedeceğiz, acı çekeceğiz, mutlu olacağız, güleceğiz, şarkı söyleyeceğiz, yemek yapacağız, yemek yiyeceğiz, kaçacağız, kovacağız, kovalayacağız, sümüklü olacağız... Yaşayacağız ve yaşlanacağız...
Ve karşınızda SÜMÜKLÜBÖCEKLER:)
turuncu sümüklüböcek

Gezerim, içerim, çizerim, yazarım, severim, döverim, ağlarım, koşarım(kendimce), yeşili severim, aktivistim, rencide ederim, söverim, izlerim, bakarım, görürüm, görmezden gelirim, aşık olurum, gülerim, ağlarım, dans ederim(evet dans ederim!), şarkı söylerim, dinlerim, huzuru severim, inat ederim, ayrıntılara takılırım (en önemsiz gibi olanlarına bile), ararım, bulurum, kaybolurum, yürürüm(en çok), yağmuru severim. yaşarım işte!
kırmızımsı sümüklü
Beklemeyi de bekletmeyi de sevmem. Telefonla mesaj atmaktan haz etmem. Kusmam,kusamam illa kusacaksam ağlayarak kusarım. Her kitapta favori bir karakterim vardır,filmler aynı etkiyi bırakmıyor. Minnet duymak bana göre değil. Sadık amma vefasızım. Bağımlı olmaya müsait bir bünyem var. Güneş,kum,iyot kokusu böceğiyim ben. Hastalandığımda yorgan altı kendine acıma seanslarım olur.
sumuklubirkarabocek

blogun asabi sümüklüsüyüm ben de. her şeyle kavgalıyım etrafımdaki. ailemle kavgalıyım, ortağımla kavgalıyım, eski sevgilimle kavgalıyım, müstakbel sevgililerimle kavgalıyım, fingirdeklerimle kavgalıyım, hiçbir şey bulamasam kavga edecek kendimle ederim.
Ve karşınızda SÜMÜKLÜBÖCEKLER:)
turuncu sümüklüböcek

Gezerim, içerim, çizerim, yazarım, severim, döverim, ağlarım, koşarım(kendimce), yeşili severim, aktivistim, rencide ederim, söverim, izlerim, bakarım, görürüm, görmezden gelirim, aşık olurum, gülerim, ağlarım, dans ederim(evet dans ederim!), şarkı söylerim, dinlerim, huzuru severim, inat ederim, ayrıntılara takılırım (en önemsiz gibi olanlarına bile), ararım, bulurum, kaybolurum, yürürüm(en çok), yağmuru severim. yaşarım işte!
kırmızımsı sümüklü

Beklemeyi de bekletmeyi de sevmem. Telefonla mesaj atmaktan haz etmem. Kusmam,kusamam illa kusacaksam ağlayarak kusarım. Her kitapta favori bir karakterim vardır,filmler aynı etkiyi bırakmıyor. Minnet duymak bana göre değil. Sadık amma vefasızım. Bağımlı olmaya müsait bir bünyem var. Güneş,kum,iyot kokusu böceğiyim ben. Hastalandığımda yorgan altı kendine acıma seanslarım olur.
sumuklubirkarabocek

blogun asabi sümüklüsüyüm ben de. her şeyle kavgalıyım etrafımdaki. ailemle kavgalıyım, ortağımla kavgalıyım, eski sevgilimle kavgalıyım, müstakbel sevgililerimle kavgalıyım, fingirdeklerimle kavgalıyım, hiçbir şey bulamasam kavga edecek kendimle ederim.
ne alaka
SÜMÜKLÜBÖCEKLER
